Ya işlediğimiz günahlar alnımıza yazılsaydı?! Ya günahlarımız nispetinde bizden çıkan günahların kokuları olsaydı?! Ya Yüce Allah -Azze ve Celle-'nin örtmüş olduğu günahlarımızı insanlar bilseydi?!
O çok hayâlıdır, kulunu rezil etmez...
O'na açıkça isyan ettiğinde bile...
Ama O, onun üzerine örtüsünü atar...
O, kulların ayıplarını örtendir, çokça bağışlayandır...
Şimdi Allah'ın güzel isimlerinden biriyle vakit geçiriyoruz. O isim: (Es-Sittîr -Celle Celâluhu-):
Ya'lâ -radıyallahu anhu-'dan- sahih olarak rivayet edilen bir hadiste: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- orta yerde (açıkta kalan alan) örtüsü olmadan yıkanmakta olan bir adam gördü. Bunun üzerine minbere çıktı. Allah'a şükredip, hamt ettikten sonra şöyle dedi: «Allah Teâlâ son derece hayâlıdır, örtücüdür. Hayâlı ve örtülü olanları sever. Sizden biriniz yıkandığı zaman örtünsün.» [Sahih bir hadistir. Ebû Dâvûd rivayet etmiştir]،
Es-Sittîr: Kullarını örten, onları açıkta teşhir etmeyen ve kullarının örtünmelerini ve kendilerini rezil edecek şeylerden kaçınmalarını seven manasına gelir.
Rabbimiz -Celle Celâluhu-, kusurları ve ayıpları gizlediği gibi, çirkin işleri terk edenleri de sever.
Kalpler düşüncelerle, vesveselerle, amaçlarla, niyetlerle kaplıdır. Bunları hiçbir kulak işitemez, hiçbir göz bunları göremez... Bunları sadece Hakîm ve Alîm olan Allah bilir. Sonra da bunları örter.
Gece, karanlığıyla her şeyi örter. Kanatlarıyla gökyüzünü kapatır. Onlar saklanarak fısıldaşırlar, gizlice konuşurlar. Bunları hiçbir komşu duymaz, evdekiler bilmez, haklarında hiçbir haber verilmez. Ama el-Latîf ve el-Hakîm olan Allah bunları bilir, duyar ve görür. Sonra da bunları örtbas eder.
Rabbimiz -Celle Celâluhu-, bütün yaratılmışlarından, onların itaat ve ibadetlerinden tamamen müstağni olmasıyla beraber, kuluna ikram eder ve onun kusurlarını örter. Onun kirli çamaşırlarının ortaya çıkmasından, ifşa olmasından, cezasını vermede acele etmekten utanır. Sonra onu, pişman olmaya ve tövbe etmeye muvaffak kılar. Sonra da onu bağışlar ve affeder. (Onlar, Allah'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?) [Tevbe Suresi: 104]
Es-Sittîr olan Allah'tan başka hak ilah yoktur! Yasakları çiğnenir, emirlerine uyulmaz, çokça hatalar yapılır ve büyük günahlar işlenir. Bütün bunlara rağmen tövbeleri kabul eder, affeder, bağışlar, müsamaha gösterir, örter ve siler.
Acizliğimizi bilir, durumumuzu görür. O, gözlerimizin ihanetinden, kalplerimizin gizlediklerinden haberdardır. Bizim kusurlarımızı örtmesiyle beraber bize ikram eder. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.) [Şûrâ Suresi: 25]
İbn Ömer -radıyallahu anhu-ya, (Müminlerin) gizlice hesaba çekilmesi hakkında soru sorulduğunda şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittim: «Sizden biriniz Rabbine, örtüsünü üzerinize örtüp rahmetiyle kuşatıncaya kadar yaklaşır. Sonra da şöyle buyurur: Sen şunu şunu yaptın öyle değil mi? O da ''Evet'' der. Sonra yine şöyle buyurur: Sen şunu şunu da yaptın öyle değil mi? O da yine ''Evet'' diyerek bunu tasdik eder. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ben, senin yaptıklarını dünyada gizlemiştim, bugün de affediyorum.» [Buhârî rivayet etmiştir]
Unutma ki, O'nun en nefret ettiği kişi, geceyi Allah'ın üzerini örttüğü halde günah işleyerek geçiren, sonra sabahleyin Allah'ın örtüsünü günahının üzerinden açan kişidir.
"Sahih-i Buhâri"de gelen Ebû Hureyre -radıyallahu anhu- hadisinde şöyle dediği nakledilmiştir: Allah Resulü'nü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle derken işittim: «İşlediği günahları açığa vuranlar dışında ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir kimse gece kötü bir amel işleyip, Allah’ın onu örtmesine rağmen sabahleyin kalkıp: Ey falanca! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım, diyerek anlatır. Oysa o kimse, Rabbi kendisinin (hatalarını) örttüğü halde gecesini geçirmişti. Fakat o, Allah’ın hatalarını örttüğünü açığa çıkararak sabahladı». [Buhârî -bu onun lafzıdır- ve Müslim rivayet etmiştir].
Osman b. Ebû Sevde'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Bir kimsenin Allah'ın örtüsünü yırtması doğru değildir. Denildi ki: Allah'ın örtüsü nasıl yırtılır?" Dedi ki: Bir adam bir günah işler. Allah da bunu örter. Sonra da adama tutar bu günahını insanlar arasında anlatarak yayar.''
Allah'a yemin ederim ki, O'nun isimlerinin gereğince hareket etmeliyiz. O, cömerttir, cömertleri sever. Örtücüdür, örtüyü sever. Allah Teâlâ, kullarının kusurlarını örtmemizi, örtülerini yırtmak suretiyle mahremlerini gözetlemekten sakınmamızı emretmiştir. İmam Ahmed'in Müsned'inde geldiğine göre; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Ey dilleriyle iman eden, fakat kalplerine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların kusurlarına araştırmayın. Çünkü kim onların ayıbını takip ederse, Allah da onun ayıbını takip eder. Allah kimin ayıbını takip ederse, onu kendi evinde ifşa eder." [Sahih bir hadistir].
Buhâri ve Müslim'de geldiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.» Bu duruma, iletişim araçlarında yer alan sakıncalı, müstehcen veya yanlış şeyler de girmektedir. Kim onu örtmeye niyet ederek bunları yaymazsa, Allah Teâlâ'da onun ayıbını örter.
- Örtünme cinlerin gözlerinden dahi mümkündür. Ali -radıyallahu anhu-'dan rivayet edildiğine göre «Cinin gözleri ile Âdemoğullarının avret yerleri arasındaki perde, Âdemoğullarından birinin tuvalete gireceği vakit, ‘Bismillah’ demesidir.» [Sahih bir hadistir. Tirmizî rivayet etmiştir]
- (Es-Sittîr) ile (es-Settâr) arasındaki fark: Her ikisi de örtünmede mübalağaya işaret eder. Cenab-ı Hak kullarını çokça örter. Fakat Allah'ın isimlerinde akılla bilinemez. Bunda hiçbir mantığa yer yoktur. Bu yüzden, Yüce Allah'ı, kendisinin isimlendirdiği veya Rasûlünün -sallallahu aleyhi ve sellem- haber verdiği isimler dışında hiçbir isimle isimlendirmeyiz.
Sünnette geçen ifadeler: «Şüphesiz ki Allah, Hayiyy'dir (hayâ sahibi), Sittîr'dir (çokça örten).» [Sahih bir hadistir. Ebû Dâvûd rivayet etmiştir]،
Ey beni güzelce örten!...
Eğer senden af dilersem kabul eder misin?...
Cömertçe beni destekledin, merhamet ettin ve beni örttün...
Sen, senden ümit edenin kefilisin...
Ben itaatsizlik ettim, sonra affının genişliğini gördüm...
Senin perden benim üzerime daimi bir örtüdür...
Bu yüzden senada, hamtler ve övgüler sanadır...
Ey murat edilen ve istekte bulunulan!...
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sabah ve akşam yaptığı dualarından biri şöyledir: «Allah'ım! Ayıplarımı ört ve beni korkularımdan emin eyle!» [Sahih bir hadistir. İbn Mâce rivayet etmiştir] Anlamı şöyledir: Ayıplarımı, kusurlarımı ve açığa çıkması bana verecek her şeyi ört!
Allah'ım! Kusurlarımızı ört, korkularımızdan bizi emin kıl, günahlarımızı bağışla, amellerimizi ve ömrümüzü, salih amellerle tamamla, bizi, anne-babamızı ve tüm müminleri affeyle!