Applicable Translations Español فارسی Français Indonesia پښتو Русский 中文 English عربي

84

El-Vâris -Celle Celâluhu-

Bilgelerden birine denildi ki: "Yaşlı ve hasta olmadığın halde neden sürekli baston taşıyorsun?" Dedi ki: "Bir yolcu olduğumu hatırlamak için."

Zayıflık beni zorladığı için baston taşımadım...

Yaşlılıktan dolayı da bükülüp eğilmedim...

Ama kendimi onu taşımaya zorladım...

Nefsimde ikamet edene bir yolculukta olduğunu öğretmek için...

Yolcuya bildiriyorum ki: Bu dünyada senin için sürekli bir hayat yoktur. Öyleyse ona (dünyaya) bağımlı olma. Açıklaması Allah -Azze ve Celle-'nin şu sözündedir: (Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz. (Her şey gider, biz kalırız) Onlar ancak bize döndürülürler.) [Meryem Suresi: 40]

Allah, el-Vâris'dir.

Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın (El-Vâris) ismi üzerinde durup düşünelim. Kendimize hatırlatıyoruz; umulur ki Allah bize rahmet eder:

Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Şüphesiz biz diriltir, biz öldürür ve her şeye biz vâris oluruz.) [Hicr Suresi: 23]

Rabbimiz -Azze ve Celle-, bütün mahlukatın yok oluşundan sonra baki kalan, yeryüzünde ve göklerin katlarındakilerin hepsi yok olduktan sonra da her şeyin vârisi olandır.

El-Vâris olan Rabbimiz -Azze ve Celle- kimseye vasiyet etmez. Bakidir, mülkünün sınırı yoktur, sonsuz geniştir. (Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz. (Her şey gider, biz kalırız) Onlar ancak bize döndürülürler.) [Meryem Suresi: 40]

Rabbimiz Allah -Subhânehû ve Teâlâ- bütün varlığın aslına sahip olmaya devam eder ve onları dilediğine mirasçı kılar. Sevdiklerini dünyanın halefleri kılar. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.) [A'râf Suresi: 128]

Rabbimiz -Subhânehû ve Teâlâ- dünyada kâfirlerin yurtlarını, ahirette de onların meskenlerini Müminlere mirasçı kılacaktır.

Dünyada olacak olan hakkında Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Allah sizi, onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara vâris kıldı.) [Ahzâp Suresi: 27] Ahirette olana gelince Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Kullarımızdan, takva sahibi kimseleri mirasçı kıldığımız Cennet işte budur.) [Meryem Suresi: 63] Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Cennet'te) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Onlar derler ki: «Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.» Onlara: «İşte size Cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız» diye seslenilir.) [A'râf Suresi: 43]

Allah -Azze ve Celle-'nin kitabı, değerinden ötürü, O'nun seçtiği ve tercih ettiği kimselere verdiği hidayet, şeref ve kurtuluş kitabıdır. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Sonra kitabı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi orta yollu, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.) [Fâtır Suresi: 32]

Gerçek Mülk...

Kendisine dünyalık nimetlerin sorumluluğu verilmiş ve Rabbine yönelmiş Mümin kimsenin durumu şöyledir: Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın halis mülkü olmasına rağmen, kuluna verdiği rızıktan infak etmesini emretmesi, sonra da ona bundan ötürü ona büyük bir ecir vadetmiş olması, O'nun Mümin kuluna karşı cömertliklerinden biridir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Allah'a ve Rasûlü’ne iman edin. Sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.) [Hadid Suresi: 7] Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır.) [Hadid Suresi: 10] Gerçek mülk; kulun belirlenmiş (Mahşer) günü için biriktirdiğidir.

«Sahih-i Müslim»'de Mutarrif'in babası Abdullah bin Eş-Şıhhîr -radıyallahu anhu-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldim ve o şunu okuyordu: (Çoğaltma (Mal ve evlat) yarışı sizi oyaladı.) [Tekâsür Suresi: 1] Şöyle dedi: «Âdemoğlu, malım malım deyip durur. Ey âdemoğlu! Yeyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka olarak verip sevap kazanmak üzere önden gönderdiğinden başka malın mı var ki?»

Mümin, elinin emanet bir el olduğunu, elinin altında bulunanların emanet olduğunu ve Allah'ın onun nasıl çalıştığına baktığını bilir!

Para ve aile bir emanetten başka bir şey değildir...

Bir gün emanetler mutlaka geri verileceklerdir...

Duanın ilhamından bazıları...

O halde bil ki, bu ismi vesile kılarak Allah'a yalvarmak, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın şu sözünün kapsamı içindedir: (En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin.) [A'raf Suresi: 180] Allah'ın peygamberi Zekeriya -aleyhisselam-'ın duasında olduğu gibi özellikle istenilen talep ile zikredilen isim arasındaki uygunluk dikkate alınmalıdır: (Zekeriyya'yı da an. Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni bir başıma bırakma! Sen, varislerin en hayırlısısın.) [Enbiyâ Suresi: 89] Ayrıca şöyle demiştir: (Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan korkuyorum. Karım da kısırlaştı. Sen kendi katından bana bir oğul ver.) (5) (Ki o bana varis olsun. Yakub hanedanına da varis olsun. Rabbim, onu rızana layık kıl! (6) [Meryem Suresi: 5-6]

Burada bahsedilen miras sadece ilim, peygamberlik ve Allah -Azze ve Celle-'ye davet mirasıdır. Mal, mülk mirası değildir. Böyle mübarek bir miras Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın şu sözünde de olduğu gibidir: (Süleyman Dâvûd’a varis oldu.) [Neml Suresi: 16]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak gelen bir hadiste o şöyle söylerdi: «Allah’ım! İşitmem ve görmem ile beni faydalandır. Onları bana mirasçı kıl.» [Sahîh bir hadistir. Hâkim «el-Müstedrek» isimli eserinde rivayet etmiştir].

Âlimler bu isme dikkat çekmişlerdir: Kul, miras konusunda Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dan sakınmalıdır. Mirasçılardan hiçbirine zulmetmemelidir.

Allah'ım! Senden Vâris isminle; işitmemiz ve görmemizle bizi faydalandırmanı ve bu ikisini bize mirasçı yapmanı istiyoruz.