Applicable Translations English پښتو فارسی Français Indonesia Русский 中文 عربي

26 - 27

El-Gafûr ve el-Gaffâr -Celle -Celâluhu-

Taberânî'de sahih bir isnat ile Ebû Tavîl hadisinde geldiğine göre; O, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelmiş ve şöyle demiştir: Bütün günahları işleyen ve hepsini yapan, ne büyük, ne küçük hiçbirini bırakmadan bütün günahları yerine getiren bir adam için, yine de tövbe var mıdır?

Peygamber ona "İslâm'a girdin mi?" dedi. Dedi ki: Ben, Allah'tan başka hak ilah olmadığına, ortağı olmayan birtek olduğuna ve senin Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet ederim. Peygamber dedi ki: Evet; iyilikler yapar ve kötülükleri terk edersen, Allah senin için onların hepsini hayırlara dönüştürür. Dedi ki: Benim yaptığım hainlikleri ve ahlâksızlıkları da mı? “Evet” dedi: Ebû Tavîl “Allah en büyüktür! dedi ve gözden kaybolana dek tekbir getirerek gitmeye devam etti.

Ben Allah'a dua ediyorum ve O'ndan affını istiyorum...

Biliyorum ki Allah affeder ve mağfiret eder...

Eğer insanlar çok büyük günah işleseler de...

Çok büyük de olsalar, Allah'ın rahmetinde küçülürler...

Konuşmamız, günahkâr veya Mümin bir kimsenin duyduğu zaman, kalbinin ona bağlandığı, büyük bir sevinçle sevindiği ve ona umut kapısını açan bir isim hakkındadır. O, Allah'ın (el-Gafûr ve el-Gaffâr) isimleridir.

Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Rasûlüm!) Kullarıma; benim, el-Gafûr ve er-Rahîm olduğumu haber ver.) [Hicr Suresi: 49], Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O el-Gaffâr'dır.) [Nûh Suresi: 10] Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır.) [Necm Suresi: 32]

Arapça ''Gafera'' kelimesinin dildeki asıl kökü; örtmek ve kaplayarak gizlemek demektir.

Rabbimiz -Subhânehû ve Teâlâ-, kullarının günahlarını örtendir ve onları perdeliyerek gizleyendir. Onların hatalarını ve günahlarını görmezden gelerek affeden Allah'dan başka hiç kimse onların günahlarını bilemez.

O -Azze ve Celle- kullarının günahlarını defalarca, tekrar tekrar sayılamayacak kadar affeder. Kulun günahtan tövbesi her tekrar ettiğinde, Allah -Azze ve Celle-'den de o kadar mağfiret tekrar eder.

(Tevbe) Kapısı Açıktır...

Taberânî ve başka kaynaklarda şöyle zikredilir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve dedi ki: Ey Allah'ın Rasûlü! Birimiz bir günah işlerse (ne olur)? Dedi ki: «Ona yazılır.» Ardından dedi ki: "Ondan mağfiret diler de tövbe ederse?" Nebi -aleyhisselam- dedi ki: «O affedilir ve tövbesi kabul edilir. Siz (tövbe etmekten) bıkmadıkça, Allah da (bağışlamaktan) bıkmaz, usanmaz.» [Hasen bir hadistir. bu hadis «el-Mu'cemü'l-Kebîr'de ve El-Evsatta» geçmektedir.]

O, çok bağışlayandır, eğer kul yeryüzü kadar günahla bile gelse... Allah da o kula yeryüzü kadar bağışlamayla gelir...

Şirk değilde bilakis sadece günahlardan ise... Her türlü noksanlıklardan münezzeh olan Allah'ın mağfireti çok geniştir...

Allah -Azze ve Celle- kapısını, bütün tövbe edenler, günahkârlar ve hata yapanlar için açmıştır. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: {De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.} [Zümer Suresi: 53] Bilâkis O, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenleri bile, yedi kat göğün üzerinden onları bağışlamak üzere tövbe etmeye çağırarak şöyle buyurdu: (Bunlar) hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Oysa Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.) [Mâide Suresi: 74]

Allah'ın huzuruna O'na şirk koşmuş olarak çıkılması dışında bütün günahlar bağışlanır. (Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında olanları dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur. [Nisâ Suresi: 48].

Bu konudaki ayetler çoktur.

Sünnete gelince bir kudsi hadiste şöyle aktarılmıştır: «Allah -Tebâreke ve Teâla- diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümit ettiğin sürece, senden her ne sadır olursa olsun aldırmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Senin günahların gökyüzüne kadar ulaşmış olsa da, sen benden bağışlamamı dilersen, aldırmam, seni bağışlarım. Ey ademoğlu! Sen bana yeryüzünü dolusunca günahla gelsen ve bana şirk koşmamış bir halde huzuruma çıksan, ben de sana yeryüzü dolusunca bağışlama ile gelirim.» [Sahih bir hadistir. Tirmizî rivayet etmiştir]

Bu, sadece mağfiret dilemeye gelen, (günaha) dönmemeye kararlı, tövbesinde ihlaslı olan kimse için geçerlidir. Eğer Allah onun samimiyetini bilirse, onun yapmış olduğu kötü amellerini, salih amellere dönüştürür. Bu, onun kullarına karşı cömertliğinden ve lütfundandır.

Umutsuzluğa kapılmayın!

Salih ameller günahlara kefarettir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Muhakkak iyilikler, kötülükleri giderir) [Hûd Suresi: 114] Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak gelen bir rivayette şöyle buyurmuştur: «Bir kötülüğün ardından hemen iyi bir şey yap ki onu yok etsin.» [Hasen bir hadistir. Tirmizî rivayet etmiştir]

Kulun başına gelen musibetler -ister kendisine, ister çocuklarına, isterse malına- olsun onun yapmış olduğu kötülüklere kefaret olur. Şayet mükâfatını Allah'tan ümit ederek sabreder ve Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'nın takdirine (kazasına) razı olursa.

Allah -Azze ve Celle- kulunun tövbesine, kendi yiyeceğinin ve içeceğinin üzerinde bulunduğu bineğini çölde kaybeden ve sonra onu bulan adamdan daha çok sevinir.

Günahı ne kadar büyük olursa olsun ve kul tarafından tekrar ederse etsin; kul bağışlanma dilediği sürece Allah'ın rahmeti daha büyüktür: (Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır) [A'raf Suresi: 156], Sahih olarak gelen Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbi -Azze ve Celle-'den rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurmuştur: «Bir kul bir günah işledi ve: "Ey Rabbim, günahımı affet!" dedi. Allah -Tebâreke ve Teâlâ- da: "Kulum bir günah işledi fakat, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi." Buyurdu. Sonra bu kul dönüp tekrar bir günah işledi ve: "Ey Rabbim, günahımı affet!" dedi. Allah -Tebâreke ve Teâlâ- da "Kulum bir günah işledi fakat, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi." buyurdu. Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve: "Ey Rabbim, günahımı affet!" dedi. Allah -Tebâreke ve Teâlâ- da : "Kulum bir günah işledi fakat, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu.» [Müslim rivayet etmiştir]. Anlamı: Tövbe ettiğin ve pişman olmaya devam ettiğin sürece.

Mevla'ndan af dile!

Allah -Azze ve Celle-'nin kapısı, tövbe eden ve günahlarından pişman olan herkese açıktır. O, hâlâ ve daima çok affedici ve çok bağışlayıcıdır. Bağışlanıp, affedilme sebeplerini yerine getiren herkese bunu vadetmiştir. (Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve salih amel işleyen, sonra da doğru yolda ilerleyen kimseyi bağışlarım) [Tâ-Hâ Suresi: 82] Kimin de günahları ve kötülükleri, saymasını ve hesabını yapamayacak kadar çoksa; Allah'ın bildiği şeyler için Allah'tan mağfiret dilesin. Çünkü Allah Teâlâ her şeyi bilmiş ve saymıştır.

Tabi ki bu, bir Müslümanın, ''Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir'' dayanağını kullanarak günahlarda ve hatalarda taşkınlık yapması ve Allah'a isyan etmeye cüret etmesi manasına gelmez. Allah - Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbe edenleri çok bağışlayıcıdır.) [İsrâ Suresi: 25] el-Fudayl bin İyâd -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: ''Günahtan vazgeçmeden bağışlanma dilemek, yalancıların tevbesidir''.

Kurtuluşun İpi...

Bütün yaratılmışlara bağışlanma dilemelerini emretmiştir. Onların en başında da peygamberler gelmektedirler; (Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır.) [Nûh Suresi: 10], Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak gelen bir rivayette şöyle buyurmuştur: «Allah'a yemin olsun ki; ben, günde yetmiş defadan çok, Allah'a tevbe ve istiğfar ediyorum.» [Buhâri rivayet etmiştir], Bu, peygamberler için böyledir. Onların dışında kalanlar için bağışlanma dilemek ise; çok daha önceliklidir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ali bin Ebi Talib -radıyallahu anhu-'ya şöyle demiştir: «Sen bağışlanmış biri olduğun halde, söylediğinde Allah'ın seni affedeceği bazı kelimeleri sana öğreteyim mi? Dedi ki: Büyük ve yüce Allah’tan başka hak ilah yoktur. İkram sahibi ceza vermede acele etmeyen Allah’tan başka hak ilah yoktur. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Büyük arşın Rabbi olan Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim.» [Sahih bir hadistir. Tirmizî rivayet etmiştir].

Ali -radıyallahu anhu- şöyle buyurmuştur: “Yanında kurtuluşu olduğu halde helâk olan kimseye şaşarım! Denildi ki: Nedir o? Dedi ki: ''İstiğfar etmek.” Katâde -Allah ona rahmet etsin- şöyle buyurdu: “Kur'an size, hastalığınızı ve ilacınızı işaret ediyor. Hastalığınıza gelince o; günahlardır. İlacınıza gelince o da; mağfiret dilemektir.”

Şeyhülislâm -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: Günahlar, bir zarar görme sebebidir. Af dilemek ise bu sebepleri ortadan kaldırır. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (Onlar bağışlanma diledikleri halde Allah onlara azap edecek değildir.) [Enfâl Suresi: 33]

İbn Kesîr şöyle demiştir: ''Kimde bu özellik, yani "bağışlanmayı dileme" sıfatı bulunursa, Allah onun rızkını ona kolaylaştırır, işini ona kolaylaştırır. Durumunu ve gücünü korur.''

İnkâr etmediğim günahları sana şikayet ediyorum...Ey minnet sahibi! Senden onları bağışlamanı ümit ettim... Ey Umudum! Mahşerde sen bana onları sormadan önce...

Kıyamet gününün sıkıntılı hallerinde onları hatırlatırsın... Ey Umudum! Mahşerde onları bağışlamanı ümit ediyorum... Onların yeryüzünde üzerini örttüğün gibi saklamandır senden dileğim...

(Allah'tan başka hak ilah yoktur) ile (Bağışlanma dileme)'nin bir araya getirmesinin sırrı Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın şu sözündedir: (Bil ki, Allah'tan başka hak ilah yoktur ve kendi günahın için de, Mümin erkek ve Mümin kadınlar için de bağışlanma dile.) [Muhammed Suresi: 19]: Tevhit, şirkin kökünü yok eder, bağışlanma dilemek ise dallarını ortadan kaldırır.

En güzel övgü; Allah'tan başka hak ilah yoktur sözüdür. En güzel dua ise; Allah'tan mağfiret dilerim sözüdür. Allah Teâlâ o kula; önce tevhidi, ardından kendisi için, Mümin erkek ve kadın kardeşleri için mağfiret dilemeyi emretmiştir.

Allah'ım! Bizi, anne-babamızı ve tüm Müslümanları bağışla! Ey âlemlerin Rabbi!