Applicable Translations English پښتو فارسی Français Indonesia Русский 中文 عربي

23

El-Bârî -Celle Celâluhû-

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak gelen bir rivayette şöyle buyurmuştur: «Süleyman bin Dâvûd -Allah'ın selamı o ikisinin üzerine olsun- (bir gün) “Bu gece, kesinlikle yüz veyahut doksan dokuz kadına uğrayacağım. Hepsi de Allah yolunda cihat edecek bir yiğit doğuracak! dedi. Arkadaşı ona: “İnşallah (Allah dilerse) de bari!” uyarısında bulundu. Ama Süleyman -aleyhisselam- inşallah demedi. Kadınlarından sadece biri dışında hiçbiri hamile kalmadı. O da yarım bir insan doğurdu.»

«Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin olsun! Eğer o “İnşaallah!” demiş olsaydı hepsi de Allah yolunda cihat edecek atlı süvariler olacaklardı.» [Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir]

Kul için Allah -Azze ve Celle-'nin kapısı dışında ihtiyaçlarını karşılayabileceği hiçbir yer yoktur. Allah Teâlâ:

(O, el-Hâlık, el-Bârî, el-Musavvir'dir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, izzet ve hikmet sahibidir.)

[Haşr Suresi: 24]

Allah'ım! Sana şükürler olsun! Biz, adı anılan bir şey değilken, Sen bize yoktan var etme lütfunu ihsan ettin: (İnsanın üzerinden, henüz kendisinin adı anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?) [İnsan Suresi: 1]

Allah -Azze ve Celle- yüce zatını (el-Bârî ) ismi ile şu sözünde övmüştür: (O Allah, El-Hâlik (Yaratan), El-Bârî (Yoktan var eden) , El-Musavvir’dir (Şekil verendir) [Haşr Suresi: 24]

''el-Ber'u'' Arapça dilinde şu iki anlama gelir. Birincisi: Yaratmak.

İkincisi: Bir şeyden uzak olmak ve ondan kurtulmak.

''Berîun'': Münezzeh olup, uzak olmak demektir.

El-Bârî olan Rabbimiz: Yoktan varlığı ortaya çıkaran ve benzeri görülmemiş şekilde yaratandır. Yaratılmışlardan bazılarını bazılarına üstün kılan ve herbir türü diğerinden ayıran O'dur. O, herbir canlıyı yaratma amacına uygun olarak şekillendirmiştir. O, bir şeyi yoktan var eder ve onu diğer yaratılmışlardan ayıran özelliği ile yaratır.

O -Subhânehû ve Teâlâ- mahlukatı, düzensizlik ve uyumsuzluktan uzak bir şekilde yaratmıştır; (Gökleri üst üste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak (gökte) bir çatlak görüyor musunuz?) [Mülk Suresi: 3]

Rabbimiz el-Bârî zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bütün noksanlıklardan ve ayıplardan münezzehtir.

El-Bârî isminde bütün yarattıkları görülür

Lütufları daimî olarak ardı ardına iner...

Bütün mahlukatın secte ettiğini her türlü noksanlıklardan tenzih ederim...

Her ''sübhânellah'', ''Allahu ekber'' veya ''Lailahe illallah'' dediklerinde...

Rabbimiz -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: (O Allah, El-Hâlik (Yaratan), El-Bârî (Yoktan var eden) , El-Musavvir’dir (Şekil veren)) [Haşr Suresi: 24]

Halk: Takdir etmek demektir.

Ber'u: Yokluktan var etmek demektir.

Tasvîr: Şekil vermek demektir.

Eğer Allah -Azze ve Celle- bir şeyi yaratmayı isterse ilmi ve hikmeti onu takdir eder. Sonra da onu, takdir ettiğine uygun, istediği ve dilediği şekilde yaratır, yani -yoktan var eder-.

Tesadüf değil...

Hikmet sahibi kimselerden birine şöyle denilmiştir: Allah'ı ne ile bildin? Demiştir ki; Kudretin kaleminin mahlukatın sayfalarına yazdıkları ile bildim.

(O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı.)

[Secde Suresi: 7]

(Biz, o ikisini ancak hak ile yarattık.)

[Duhân Suresi: 39]

Yeryüzündeki çiçeklere dikkat et ve bir bak... O hükümdarın yarattıklarının izlerine... Takılı kalmış bakan gözler (Sanki)...

Altın alaşımı olan bakışlar ile... Yakuttan gövde sapları üzerinde şahittirler... Allah'ın hiçbir ortağı olmadığına...

(De ki: Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.) [Yûnus Suresi: 101] Burada, O'nun var ettiklerinden, eşsiz yaratışından, muhteşem kudretinden ve hikmetinin izlerinden başka bir şey mi var? Öyleyse kim daha çok ilahlığı hak ediyor? Yaratan, tapılmaya, övülmeye, birlenmeye daha layık değil midir?

İnsanların bir çoğu bilir ki, bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Fakat onların çoğu şirk koşarlar; (Onların çoğu, ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler.) [Yûsuf Suresi: 106] İnsanlar iki sınıfa ayrılır:

Müminler: Onlar, yaratılmışların en hayırlısıdır.

Müşrikler: Onlar, yaratılmışların en şerlileridir.

Kul, yaptığı işlere bir baksın. Eğer bunlar iyiyse, Allah'a hamt etsin. Çünkü onu iyiliğe elverişli yaratmıştır. Şayet kendini, nefsi arzularının eline bırakmış ve Allah korkusuyla nefsini kontrol altına almamış olsa; yaratılmışların en şerlilerinden biri olurdu.

Mûsâ - aleyhisselam-, mücevherlerden kendilerine buzağı şeklinde bir put yaparak, Allah'a imandan saptıkları zaman kavmine, Bârî olan Allah'a tövbe etmelerini emretmişti: (Mûsâ kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Şüphesiz siz, buzağıyı ilah edinmekle kendinize zulmettiniz. Onun için yaradanınıza tövbe edin ve birbirinizi öldürün. Böyle yapmanız yaradanınızın katında sizin için daha hayırlıdır. Böylece Allah tövbenizi kabul etmişti. Çünkü O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.) [Bakara Suresi: 54]

Bir Mümin ne zaman, Allah'ın güzel isimlerinden birini bilse ve öğrense; onun şerefi ve değeri artar. Bu ismi öğrenmesiyle, Allah -Azze ve Celle-'ye olan yakınlığı ve sevgisi artar.

Ve Allah -Azze ve Celle-'nin her şeye gücü yettiğini bilir.

Allah'ım! Ey Bârî! Bize lutfet ve bizim üzerimize rahmetlerini indir.